Yazı Detayı
05 Eylül 2015 - Cumartesi 12:07 Bu yazı 1575 kez okundu
 
KLEMEN MİKES’İN HATIRALARINA GÖRE DAMAT İBRAHİM PAŞA’NIN KATLİ
Atilla İnan
 
 

Klemen Mikes 1690 yılında Erdel’de doğmuş Macar asıllı bir yazardır. Erdel Prensi Rakoczi’nin maiyetinde çalışmıştır. Erdel Prensi Rakoczi’nin Habsburglara başlattığı savaşı kaybetmesi üzerine, efendisiyle birlikte Türkiye’ye gelip yerleşmiştir. Sürgün döneminde Türkiye Mektupları (Törökorzsagi Levelek) adıyla toplanıp yayınlanan bir eser bırakmıştır. Bu eser Lale Devri dönemini anlatırken, özellikle Patrona Halil İsyanı açısından önemli bir kaynak teşkil etmektedir. Biz bu kaynaktan edindiğimiz bölümleri sunuyoruz. Böylelikle Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın sonu hakkında da bilgi edinmiş olacağız.

 

            Türkiye Mektupları isimli eserin Tekirdağ 5. İlkteşrin 1730 tarihli olan 91. mektubu bu konuyu işlemektedir.

“    Nerede geziyorsun ablacığım, Kastamo­nu'ya ne diye gittin? İstanbul'da o kadar büyük iğler oluyor da siz orada değilsiniz, nasıl olur? Sizden habersiz padişahı tahtın' dan indirip yerine başkasını geçirmeye nasıl cesaret etmişler? Halbuki bu işler hep oldu. Siz orada bulunsaydınız bu işler herhal'de başka türlü olurdu. Fakat bunlar kısaca şöyle olup geçti:

Iran üzerine sefer etmek niyetiyle sadrazamın bundan bir müddet evvel Üsküdar'a geçmiş olduğunu işitmiş olacaksınız. Padişahın orada birçok eğlence köşkleri bu­lunduğundan Üsküdar'a o da sık sık gider gelirdi. Padişahın sarayı ile Üsküdar arasın­da denizin ancak bir kurşun atımı genişli­ğinde olduğunu bilirsiniz. Vaka ise şöyle olur:

Gemilerde hizmet eden ve birinin adı Muslu, ötekinin Patrona olan iki yeniçeri neferi bir gün isyan çıkarırlar. Padişah, sarayında bulunmadığından, Sadrazam da şehirde olmadığı için bu iki yeniçeri, eylü­lün 28 inde arkadaşlarından bir haylisini bir meydana toplarlar ve şöyle böyle elli kişi kadar olurlar. Patrona bunları dört bölüğe ayırır ve her bölüğe bir bayrak vererek salıverir. Bunlar Müslüman olanların yanlarına katılmalarını ve niyetlerinin sade Sadrazamı attırmak olduğunu ilân ederek şeh­rin dört tarafına dağılırlar, mahpus damları­nı açarlar, şehri baştan başa dolaşarak dük­kânları kapatırlar ve akşama kadar hayli çoğalırlar. Asıl garibi; şehirde en aşağı kırk bin yeniçeri ve ayrıca atlılar da bulunduğu halde kimse bunlara karşı koymaz ve kimse de padişahtan yana çıkmaz. Ayın 29 unda bütün yeniçeri ocağı onlara katılınca o kadar çoğalırlar ki, karşı koyacak kuvvet bulunmaz. Halbuki bir gün evvelisi yüz kişiyle onları dağıtmak mümkündü. O gün başka bir yeniçeri ağası seçilir ve ocağın ileri gelenlerinden birçoğu kendilerine katılır. 30 unda sarayına dönen Padişah, sadrazamı, kapudan paşayı, sadâret kâhyasını ve ulemayı yanına çağıra­rak onlardan isyanın sebebi hakkında düşün­celerini sorar. Onların kimi şöyle kimi böyle deyince padişah reis efendiyi çağırtır ve ulemadan de ikisini yanına katıp bir heyet halinde âsilere göndererek ne iste­diklerini sordurur. Onlar cevaben padi­şahtan memnun olduklarını, fakat sadraza­mı, kethüdayı ve şeyhülislâmı istemedikle­rini, onların, geçimsizlikleriyle memleketi mahvettiklerini söylerler ye padişaha razı iseler de öteki üç kişinin sağ olarak kendi­lerine teslimini isterler. Bunları ve daha başka isteklerini kâğıda yazarak padişaha yollarlar, Padişah, isyanın sebebini anlatma­ları için yanındakileri yeniden sıkıştırır. Ulemadan biri, sebep olarak sadrazamı ve kâhyayı gösterir. Tehlikeyi sezmiş olan sad­razam, kâhya ile kapudan paşayı yakalatır ve hattâ bu ikinciyi boğdurtur. Asilerin ya­zılı isteklerini görünce padişah, sadrazamını kurtarmak isterse de isyan dolayısiyle saray­da ekmek ve su darlığı başgöstermiş oldu­ğundan bu mümkün olamaz. Bir taraftan ulemada: «Canını seviyorsan isteklerini ye­rine getirmelisin, veziri ve kethüdayı verme­ye zâten mecburiyet var, ama müftüyü ellerine teslim etmeyiz. Bundan 27 yıl önce birinin ölümü için Allah bizi hâlâ cezalandırmaktadır, fakat ölünciye kadar sürgüne yollansın,» diye Padişahı zorlamaya bağlarlar. Nihayet ulema ve şehzadeler padişahı o de­rece zorlarlar ki, sadrazamla kâhyayı yaka­latmaya mecbur olur. Bunun üzerine âsilere haber yollıyarak bunların tutulmuş olup ellerine teslim edileceğini, ama şeyhülislâ­mın verilmiyeceğini bildirirler. Bu ikisi ye­terse kendilerine gönderileceğini, yok yetmiyecek olursa kendilerine bir gâvur şeyhül­islâm seçmelerini (Türkler hiristiyanlara hakaret makamında gâvur, yani dinsiz der­ler), çünkü şeyhülislâmın teslim edilmiyeceğini haber verirler. Elçiler bu haberi götüre dursunlar, beri tarafta biçare sadrazamı boğ­dururlar, o kudurmuş, soysuz kâhya ise ken­disini boğmak istediklerini anlayınca korku­sundan ölür. Ötekileri de diri diri âsilerin eline vermemek için öldürürler ve elçiler döndükten sonra sadrazamın, kapudan paşa­nın ve kâhyanın ölülerini bir arabaya koya­rak âsilere gönderirler. Onlar kapudan paşa­ya acıdıklarından ölüsünü, gömdürsün diye anasına yollarlar. Kâhyanın cesedini köpek­lere atarlar, sadrazamın ölüsünü, dirisini iste­riz diye saraya geri gönderirler. Bunları gö­ren halk tamamiyle onların tarafına geçer. Sadrazamın cesedinin geri geldiğini görünce Padişah düşünür ve ulemayı çağırtarak onla­ra: «Bu âsiler benim padişahlıkta kaldığı­mı da istemezler» benim yüzümden kimsenin tehlikeye girmesini istemem, tahtımı, kendi rızamla büyük biraderimin oğlu Mahmuda bırakıyorum. Onu buraya çağırtın, kendi gönlümle, sizin önünüzde ona biat edece­ğim, yeter ki şu isyan bitsin ve kimsenin felâketine sebeb olmıyayım!» der. Bunun üzerine Sultan Mahmud'u oraya getirirler. Sultan Ahmet tahttan inerek onu karşılar, kucaklar ve kendi eliyle götürüp padişah tahtına oturtur ve yeni padişahın elini ilk önce kendisi öper ve sonra ulemaya da öpdürtür. Sonra onlara derki: «Bu zat gerek benim gerekse sizin efendimiz, padişahımız-dır, onu Allah'a ve sizin vicdanlarınıza ema­net ediyorum, haksız iş yapılmamasına dik­kat edin, eğer fena işlerde onu ikaz etmez­seniz, yarın kıyamet gününde Allah'ın' huzu­runda hesap verirsiniz, bu hesabı gerek bu gerek öteki dünyada bana da vermeye mecbur­sunuz!» Sonra Sultan Mahmud'a dönerek ona hayli güzel nasihatler verir ve öyle tesir­li sözler söyler kî, orada dinliyenlerin hepsi ağlar. En sonunda der ki: «Sakın sakalını vezi­rinin eline teslim edeyim deme. Çocuklarımı önce Allah'a sonra sana emanet ediyorum, onları babanın çocukları gibi besle, büyüt, elinden geldiği  kadar   onlara bak. Şunu da aklından çıkarma ki bu saltanat kimseye baki değildir! İşte böylece, bu ayın ikisinin sabahında Sultan Mahmut padişah olur ve Ahmed'in saltanatı sona erer.

Sevgili ablacığım, Tanrı bir şey dilediği zaman, kudretini ispat için ne kadar basit vasıtalarla iş görüyor, böyle koca bir devle­tin padişahını kimler indiriyor? İki yeniçeri neferi! Birine Patrona diyorlar, Türk değil Arnavutmuş ve birkaç gün evvel kavun karpuz satarmış. Ötekinin adı da Muslu olup hamamda tellâkmış.

Ya sadrazama ne diyelim? O sadrazam­lar ki hem servet hem de kudret bakımın­dan kırallar gibidirler. Hususiyle bu, o ma­kamı 12 yıldan beri tutmakta idi. Ondan başka padişahın da güveysi idi. Cesedini köpekler yedi, halbuki kendisine binlerce kuruşluk mezar yaptırabilirdi.

Size doğrusunu söyliyeyim, biz korkmuş­tuk ve karışıklık, patırtı buraya da gelir di­ye düşünüyorduk, geceleri etrafı gözledik, fakat her şey sakindi, sanki isyan bir rüya idi. isyanda nasıl intizam gözetilmiş oldu­ğunu bilmiyenler bu sayede ne kadar az zarar yapıldığına inanmazlar. Hakikaten öyle bir zamanda büyük yağmalar olmadığına kim inanabilir? Dükkânları hep açıp yağma­layabilirler, padişahın hazinesine hücum ede­bilirlerdi. Fakat öyle değil, nitekim herkesin ve bizim de paralarımızın verildiği vezne dairesi eskisi gibi acıkmış.

Mektubu bitirmeden önce şunu da haber vereyim ki, bu devletin âdetine göre her padişah değiştikçe bütün yeniçerilerin aylıkları bir akçe artırılır, bundan başka da her yeniçeriye 15 kuruş bahşiş verilir. Bu sefer verilen bahşiş 5000 keseyi bulmuş. Bir kesenin beşyüz kuruş olduğunu biliyorsunuz. Bize yarısı yetişir. Geceniz hayır ol­sun ablacığım, padişah rüyanıza girsin.”

 

 
Etiketler: KLEMEN, MİKES’İN, HATIRALARINA, GÖRE, DAMAT, İBRAHİM, PAŞA’NIN, KATLİ,
Yorumlar
Diğer Yazılar
Ulusal Gazeteler
Bizim Gazete
Alıntı Yazarlar
Anketler
Yeni haber sitemizi nasıl buldunuz ?
Anketler
Sitemizin çalışmalarını nasıl buldunuz ?
Süper Lig
Takımlar
P
Av
M
B
G
O
1
Medipol Başakşehir
38
0
2
5
11
18
2
Galatasaray
32
0
4
5
9
18
3
Yeni Malatyaspor
32
0
4
5
9
18
4
Kasımpaşa
29
0
6
2
9
17
5
Trabzonspor
29
0
5
5
8
18
6
Beşiktaş
29
0
5
5
8
18
7
Atiker Konyaspor
28
0
4
7
7
18
8
Antalyaspor
28
0
6
4
8
18
9
Sivasspor
24
0
6
6
6
18
10
Göztepe
22
0
10
1
7
18
11
Bursaspor
21
0
4
9
4
17
12
Alanyaspor
21
0
9
3
6
18
13
Kayserispor
20
0
8
5
5
18
14
MKE Ankaragücü
20
0
10
2
6
18
15
Akhisarspor
17
0
9
5
4
18
16
BB Erzurumspor
16
0
8
7
3
18
17
Fenerbahçe
16
0
7
7
3
17
18
Çaykur Rizespor
12
0
7
9
1
17
Nöbetçi Eczane


Nöbetçi eczanlerle ilgili detaylı bilgi için lütfen tıklayın.

Arşiv
Modül 1

Bu modül kullanıcı tarafından yönetilir, ister kod girilir ister iframe ile içerik çekilir. Toplamda kullanıcı 5 modül ekleme hakkına sahiptir, bu modül dahil tüm sağdaki modüller manuel olarak sıralanabilir.